Birinci Dünya Savaşının Sona Ermesi ve Yapılan Antlaşmalar

Birinci Dünya Savaşının Sona Ermesi ve Yapılan Antlaşmalar

31 Aralık 2019

20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devletinin Durumu

  • Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı Devletinin Yıkılışı

Savaşın devam ettiği yıllarda yorgunluğu ilk işaretini Avusturya verdi. Avusturya savaşın başından beri Doğu cephesinde Rusya’nın bütün ağırlığını üzerinde hissetmiş ve tek başına Rusya’ya karşı savaşamadığından, Almanya ve Osmanlı Devleti’nden yardım almıştı.

Reklamlar

Avusturya, İtalya’ya karşı bile kesin bir zafer kazanamamış, bu cephede de Almanya’dan yardım alarak İtalyanları Caporetto’da yenilgiye uğratabilmiştir. Çarlığın yıkılması Avusturya’yı ümitlendirmiş ise de geçici hükümetin savaşa devam kararı vermesi bu ümitleri suya düşürmüştü.

Öte yandan üçüncü yılından itibaren Almanya içinde savaş ağır gelmeye başlamıştı. Doğu cephesinde durumu iyi olmakla beraber, kazanılan zaferler ucuza elde edilmediği gibi, Rusya’da dize getirilememişti.

Batı cephesinde ise, durum her iki taraf için de değişmemekle beraber, yıpratma savaşı Alman kuvvetlerini günden güne eritmekteydi. Üstelik 1917 Nisanından itibaren Amerika da karşı tarafta savaşa katılmış, Batı cephesine kuvvet göndermeye başlamıştı.

Bu sebeplerden ötürü Avusturya ve Almanya 1917 yılı yazında, çeşitli kanallardan müttefikler nezdinde barış teşebbüslerinde bulundular. Fakat barış şartları üzerinde uzlaşma sağlanamadığı için bir sonuç elde edilemedi.

Müttefiklerin durumu da pek iyi sayılmazdı. Avrupa cephesi onlar için de parlak değildi. Rusya’da şubat ihtilalinin çıkması ve 1917 yılı sonundan itibaren İttifak devletleri ile barış görüşmelerine girişmesi, Sırbistan’ın yenilmesi, İtalya’nın Caporetto hezimeti, Romanya’nın yenilgisi, Müttefikleri zor durumda bırakacak gelişmelerdi.

Herkesin barışa özlem duyduğu bu atmosferi, Birleşik Amerika Cumhurbaşkanı Woodrow Wilson fark etmekte gecikmedi ve barışın düzenini tespit etmek üzere ortaya atılarak, Kongrede 8 Ocak 1918’de yaptığı konuşmada 14 Maddelik meşhur prensiplerini açıkladı. Bu prensiplerin mahiyeti kısaca şöyle idi:

Avrupa’da milliyetler esas tutularak siyasi harita ona göre düzenlenecekti. Bu düzenlemelerde bağımsız bir Polonya, Belçika ve Macaristan öngörülüyordu. İşgal edilen yerlerin derhal boşaltılması isteniyor ve küçük devletlerin bağımsızlık teminatı büyükler tarafından sağlanmalıdır deniyordu.

Bu prensiplerin 12. maddesi ise Osmanlı Devleti ile ilgili idi. Buna göre Osmanlı Devleti’nin Türklerle meskun olan kısımlarında Türk hakimiyeti sağlanacak, fakat Türk olmayan milletlere muhtar gelişme imkanları verilecekti. Çanakkale Boğazı devamlı olarak bütün milletlerin gemilerine açık olacak ve bu durum milletlerarası garanti altına konacaktı.

Rusya’nın Savaştan Çekilmesi ve Brest-Litovsk Antlaşması

Rusya’da ihtilalle iş başına gelen Bolşevik Hükümeti, daha iktidarı ilk ele aldığı gün halka barış yapacağını vadetmişti. Gerçekten Dışişleri Komiseri Trotsky, 21 Kasım 1917’de Müttefik elçilerine verdiği notalarda bütün cephelerde mütareke yapılmasını istedi.

Ayrıca hükümet, Çarlık hükümetinin bütün gizli anlaşmalarını açıkladı. Osmanlı Devleti’ni paylaştıran anlaşmalar da bu suretle açığa vurulmuş oluyordu. Gizli anlaşmaların açıklanmasının amacı, gerek Rus halkına, gerek Batı ülkeleri işçilerine, yapılan savaşın emperyalizm savaşı olduğunu anlatmak ve onları savaşa karşı yönlendirmekti.

Sovyet Rusya’nın Almanya’ya yaptığı müracaata Almanya 27 Kasım’da cevap vererek mütarekeye hazır olduğunu bildirdi. Mütareke 15 Aralık 1917’de yapıldı ve barış görüşmeleri 22 Aralık’ta başladı. 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk’da imzalandı.

Buna göre Sovyetler Polonya, Litvanya, Courlande, Estonya ve Litvanya’dan çekiliyordu. Buraların geleceği Merkezi devletler tarafından tayin edilecekti. Rusya, Kars, Ardahan ve Batum’u da Osmanlı Devleti’ne geri verdi. Ayrıca bütün Doğu Anadolu’dan çekilecekti. Nihayet Ukrayna, Almanların yardımı ile bağımsızlığını ilan etti ve Rusya’da bunu tanıdı.

Romanya’nın Savaştan Çekilmesi ve Bükreş Barış Antlaşması

1916’da savaşa giren Romanya, uğradığı yenilgiyle ve Rusya’da ihtilal çıkması üzerine Merkezi Devletlerle 1918 Mart’ında mütarekeyi kabul etti. 7 Mayıs 1918’de Bükreş Barış Antlaşmasını imzaladı.

Bu antlaşma ile Romanya, Almanya ve Avusturyanın ekonomik nüfuzu altına giriyor, ayrıca Karpatlar’dan toprak veriyor ve Dobruca’dan çekiliyordu. Lakin İtilaf Devletlerinin galip gelmeleri bu anlaşması hükümsüz kıldı.

Bulgaristan’ın Savaştan Çekilmesi ve Antlaşma İmzalaması

14 Eylül 1918’de Müttefik Kuvvetleri Bulgarlar’a karşı Vardar bölgesinde genel bir saldırıya geçince, Bulgaristan ordusu çözüldü ve 29 Eylül 1918’de mütarekeyi kabul ederek savaştan çekildi. Bilahare Bulgarlar da 27 Kasım 1919’da Neuilly antlaşmasını imzaladılar.

Avusturya-Macaristan’ın Savaştan Çekilmesi ve Barış İmzalaması

Çeşitli cephelerde yenilen ve içinde isyanlar çıkan Avusturya, 3 Kasım 1918’de İtalyanlarla Villa Gusti’de mütareke imzaladı. Daha sonra 10 Eylül 1919’da Avusturyalılar Saint Germain antlaşmasını imzaladılar.

Bu mütareke ve antlaşmalar sırasında Macaristan, Hırvatistan, Çekoslovakya Avusturya’dan ayrıldı. 4 Haziran 1920’de Macarlar’ın imzaladıkları Trianon antlaşmasıyla bu devlet bağımsız bir teşekkül olarak ortaya çıktı.

Almanya’nın Mütareke ve Barış İmzalaması

Almanya 3 Ekim 1918’den itibaren, yani Osmanlı Devleti’nden çok önce İsviçre vasıtasıyla Müttefikler nezdinde barış girişimlerinde bulundu. Bu teşebbüsler hemen sonuç vermedi. Fakat Almanya, 11 Kasım 1918’de Rethondes’da mütarekeyi kabul ve imza etti. Daha sonra 28 Haziran 1919’da Versailles (Versay) Barış Antlaşmasını imzalamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Savaştan Çekilmesi ve Antlaşma İmzalaması

Osmanlı Devleti, Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi, Filistin ve Suriye yenilgileri ile zor durumda kalmıştı. Bu sırada İttihat Terakki hükümeti istifa edip, yöneticileri yurt dışına kaçmışlardı.

Anadolu her yönden tehdit altına girdiği için, işbaşına yeni gelen Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, ülkenin işgale uğramaması ve Türk halkının daha fazla ezilmemesi için bir an önce mütareke yapmaya karar verip, 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzaladı.

Mütarekenin imzalanmasında 8 Ocak 1918 tarihli Wilson Beyannamesinin, Osmanlı Devleti ile ilgili 12. Maddesinin de etkisi olmuştu.

Türk tarafını Bahriye Nazırı Rauf Bey ile Hariciye Nazırlığı Müşteşarı Reşat Hikmet ve Kurmay Yarbay Sadullah Beylerin,

İngiliz tarafını ise Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Calthrope’nin temsil ettiği Mütareke, Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda imzalanmasından dolayı bu isimle anılır.

Tamamı 25 maddeden ibaret olan anlaşmanın başlıca şartları şöyle özetlenebilir:

  •  Boğazlar açılacak, bu bölgelerdeki istihkamlar müttefikler tarafından işgal edilecek.
  •  İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum halinde, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekler (7.madde)         
  • Ermenilere bırakılması düşünülen Doğu Anadolu’daki altı ilde (Erzurum, Van, Diyarbakır, Bitlis, Harput, Sivas) karışıklık çıkarsa İtilaf Devletleri bu bölgeleri de işgal edebilecekler.
  •  Tüm haberleşme istasyonları (telsiz, telgraf ve kablo) İtilaf Devletleri’nce denetim altına alınacak.
  • Sınırların denetlenmesi ve iç düzenin korunması için gerekli olan birlikler dışında, Osmanlı Orduları terhis edilecek, bütün savaş gemilerine, ordunun taşıt, araç-gereç, silah ve cephanesine el konacak.
  • Osmanlı Devleti’nin elindeki tüm savaş tutsakları (Suçlu Ermeniler dahil) serbest bırakılacak, buna mukabil Türk tutsaklar İtilaf Devletleri elinde kalacak.
  • Brest-Litovsk barışından sonra İran ve Kafkasya’ya giren Osmanlı birlikleri derhal 1914 sınırına kadar çekilecek, Anadolu dışındaki Osmanlı birlikleri ise en yakın İtilaf Devletleri komutanlıklarına teslim olacak.
  • Tüm liman ve tersanelerden İtilaf Devletleri yararlanabilecekler.
  •  Müttefiklere mütarekeyi denetlemeleri için kömür, akaryakıt ve benzen kaynaklarda (ülkenin ihtiyaçları karşılandıktan sonra) satın alma kolaylığı sağlanacak.
  •  Demiryolları İtilaf D. tarafından denetim altına alınacak.

Yukarıdaki  maddelerden açıkça anlaşılacağı üzere, Mondros Mütarekesi bir mütarekeden ziyade tam bir “teslim oluş vesikası” niteliği taşımakla kalmamış, İtilaf Devletlerinin Osmanlı topraklarını istilasını kolaylaştırmıştır. Böylece Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girmenin bedelini çok ağır bir biçimde ödemiştir.

Mütarekenin Uygulanışı ve İlk İşgaller

Mütarekenin imzalanmasından hemen sonra İtilaf Devletleri, daha önce yaptıkları gizli anlaşmaları vakit geçirmeden uygulamaya koyuldular.

İngilizler, Mütarekenin imzalanmasının üzerinden 36 saat geçmeden, 1 Kasım 1918’de Musul’un ve az sonra da İskenderun’un teslimini resmen istediler. Bu esnada Musul’da bulunan 6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa’nın her konuda hassas ve vatanperver mücadelesi sonuç vermedi.

İngilizler, Mütarekenin 7. Maddesini ileri sürerek Musul’u işgalde direniyorlardı. Hiç şüphesiz ki, petrolün ekonomik değeri Musul Bölgesini işgal için oldukça fazla cazibeli kılıyordu.

3 Kasım’da ilerlemeye başlayan İngiliz kuvvetleri, 8 Kasım 1918’de Musul’a girdi. 9 Kasım’da da İskenderun işgal edildi. İzzet Paşa Hükümeti her iki bölgede de direnilmesini istememişti.

İngiliz işgalleri, güneyde Maraş, Birecik, Urfa bölgelerine kadar genişlemişti. Diğer İtilaf Devletleri de gizli anlaşmalarla kendi paylarına düşen yerleri işgal ettiler.

Yine İngilizler, Doğu’daki üç sancağın (Kars, Ardahan, Batum) boşaltılmasını istediler. Hâlbuki 300.000 Türke karşılık bu üç sancakta 30.000 azınlık vardı.

9. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa, hiç olmazsa ordunun kışın üç sancakta kalmasını istiyordu. Bu isteğin başlıca sebebi kış aylarında bu bölgedeki uzun yürüyüşlerin zorluğu, yiyecek, malzeme ve cephanenin taşınma güçlüğünün yanı sıra ordunun elindeki silahları, Ermeni komitacılarının tehdidi altında bulunan Müslüman ahaliye dağıtmaktı.

24 Aralık’ta İngiliz tümeni Batum’a çıkarıldı. 31 Ocak 1919’da Kars işgal edildi. Yakup Şevki Paşa da İstanbul’a çağırılarak Malta’ya sürgüne gönderildi.

Boğazlar ’da ise, 6 Kasım’da İngiliz Heyeti gelerek teslim işlemine başladı. 13 Kasım 1918’de müttefik donanması (122 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan savaş gemisinden müteşekkil) Dolmabahçe önünde demirledi. 15 Kasım’da gemilerin sayısı 167’ye yükseldi. Çoğu İngiliz birliklerinden oluşan çeşitli muharip sınıflara mensup 3500 kişilik bir kuvvet, şehrin muhtelif yerlerine çıkarıldı.

Görüldüğü gibi İtilaf devletleri, Türk topraklarını çeşitli bölgelerden istila ediyorlardı. Mondros Mütarekesi’nin hükümlerini uyguladıklarını ileri süren İtilaf Devletleri bu davranışlarıyla, yıllardan beri yaptıkları hesapları, Anadolu ve Türklük için düşünce ve niyetlerini açık bir şekilde gösteriyorlardı.

Makale Kategorileri:
Tarih

Makale Yazarı - Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir