Böğürtlen

Böğürtlen

29 Ocak 2019

Böğürtlen çalılar olarak adlandırılan böğürtlen, Avrupa’ya özgüdür, ancak şimdi de ABD’de ticari olarak yetiştirilmektedir. Bütün yıl boyunca mevcutturlar fakat bahar ve yaz başında gelişirler. İyi bir drenaj gerekli olsa da ve doğrudan güneş ışığına maruz kalacakları yerlere dikmeyi hatırlasa da, böğürtlen çok çeşitli topraklarda iyi yetişir.

Böğürtlen teknik olarak sadece bir meyve değil. Her böğürtlen, minyatür bir üzüm demetine benzeyen, dairesel bir şekilde düzenlenmiş 80-100 küçük drupelden oluşur. Her meyvenin sulu bir hamuru, tek bir küçük tohumu vardır ve üç ila dört santimetre uzunluğundadır.

Reklamlar

Böğürtlenlerin, tatlı ve ekşili bir tada sahip olması, salatalara veya meyveli smoothie’lere mükemmel bir ektir. Ayrıca, yoğurt için bir tepesi olarak veya et tarifleri için mükemmel olan tuzlu soslar halinde harmanlanmış olarak da kullanılabilirler. Böğürtlenlerin kendileri tarafından hafif bir atıştırmalık (en iyi şekilde tüketilen) veya tatlı olarak tadını çıkarabilirsiniz.

Böğürtlenlerin Sağlığa Faydaları

Böğürtlenlerin besin listesi geniş. C vitamini ile beslenirler (100g’lik bir porsiyon, önerilen günlük ödeneğin ya da RDA’nın 23 mg ya da yüzde 35’ine sahiptir), fakat kalori bakımından düşüktür (100g porsiyon başına sadece 43 kalori) ve sodyumdur. Bunlar hem çözünür hem de çözünmez liflerin mükemmel bir kaynağıdır. Bütün böğürtlenlerin 100 g’lık bir porsiyonu, RDA’nın yüzde 14’ü olan 5,3 g fiber içerir.

Böğürtlen ayrıca, A, E, K ve B vitaminleri, antioksidanlar lutein ve zeaksantin, vitaminler bakımından da zengindir ve serbest radikalleri ve yaşlanma ve kronik hastalıklarda rol oynayan reaktif oksijen türlerini (ROS) temizler. Mevcut olan en yüksek ORAC (oksijen radikal emme kapasitesi) ürünlerinden biridir. Bu meyvede bakır, manganez, magnezyum, potasyum, pantotenik asit, piridoksin, riboflavin, niasin ve folik asit gibi mineraller de bulunur.

Mütevazi böğürtlen, ellagic asit, antosiyaninler, tanin, gallik asit, pelargonidinler, kuersetin, siyanürler, kaempferol, kateşinler ve salisilik asit gibi etkileyici yüksek seviyelerde fenolik flavonoid fitokimyasallar içerir. Bu antioksidan bileşikler yaşlanmaya, inflamasyona, kansere ve diğer nörolojik hastalıklara karşı koruma sağlar.

Bununla birlikte, böğürtlenleri ılımlı olarak tüketin çünkü fruktoz içerirler, bu da aşırı miktarda sağlığınıza zararlı olabilir.

Böğürtlen Üzerine Çalışmalar

Böğürtlen gibi meyvelerin en güçlü kanser savaşan meyvelerden olabileceğini iddia eden giderek büyüyen bir araştırma var. Böğürtlenler, siyanidin 3-glukozid, ellagic asit, lignanlar ve flavonoid mirisetin açısından zengin olup, kansere karşı koruyucu özelliklere sahip olabilirler. Yüksek miktarlarda bitki lifi tüketen meme kanseri olan postmenopozal kadınların, düşük alımlı hastalara kıyasla meme kanserinden ölme olasılıklarının daha az olduğu bulunmuştur.

Özellikle siyanidin 3-glukozidinin kemoterapötik ve kemo-koruyucu aktiviteye sahip olduğu bulunmuştur. Böğürtlenin antioksidan etkisine sahip olmasına rağmen, böğürtlenlerde başka bir güçlü bileşen olan ellagik asitin kanser oluşumunu inhibe ettiği gösterilmiştir. Böğürtlenlerdeki kimyasalların bu yararlı kombinasyonu, kanseri tek başına tek tek kimyasallardan daha fazla etkili bir şekilde önleyebilir.

Makale Kategorileri:
Gıda

Makale Yazarı - Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir