2.ABDULHAMİT

II. Abdülhamid

27 Ocak 2019

Otuz dördüncü Osmanlı padişahıdır. (1842-1918) yılları arasında tahtta durmuştur. Abdülmecit’in oğludur. Şehzadeliğinde, iyi bir öğretim görmeye heveslenmemiş, babası ise iyi bir eğitim görmesini istemişti. Zeki biri olan Abdülhamid, zekiliğini gizlemekte yetenekliydi. 5.muratın akıl sağlığı bozulmasından dolayı padişahlık yapamayacağına karar verildi ve 2.abdulhamit başa getirildi. Fakat başa gelmesinin bir şartı vardı ve buda meşruiyeti ilan etmesiydi.

II. Abdülhamid, Osmanlı devletinin meşrutiyetle yönetilmesini kabul etmiş ve meşrutiyeti isteyen Mithat paşayı sadrazamı yapmak zorunda kalmıştır. Bu sırada Osmanlı devleti çok güç durumda bulunuyordu. Daha önce Hersek, Bosna ve Bulgaristan’da çıkan ayaklanmalar sona ermemişti. Sırplar ve Karadağlılar da Osmanlı devlet ’ine savaş açmışlardı. Türk kuvvetleri, Sırpları yenilgiye uğrattılar. Sırp ordusunda panik çıktı ve kaçtılar. Rusya, Sırbistan ve Karadağ ile hemen barış antlaşması yapılması için ültimatom(ülkeler arasında emir) verdi. Yalnız başına Rusya’yla savaşmayı uygun görmeyen Osmanlı devleti, Sırplar ve Karadağ hükümeti ile ateş kes antlaşması imzaladı.

Reklamlar

Rusya balkanlarda ki isteklerini arttırıyordu fakat bu İngiltere’nin işine gelmiyordu. İngiltere kendi çıkarları bakımından Rusya’ya karşı çıktı. Balkanlarda ki anlaşmazlıkları çözmek için bir konferans çağırısı yaptı ve konferansa Almanya, Rusya, İngiltere, Fransa, Avusturya, İtalya ve Osmanlı devleti katıldı. II. Abdülhamid konferans açılmadan önce padişah olmak için verdiği sözü tuttu ve meşrutiyeti ilan etti(23 Aralık 1876). Konferansa katılan devletin delegeleri, Bosna ve Hersek ile Bulgaristan’a özerklik verilmesini ileri sürdüler. Bu öneri Osmanlı devleti tarafından kabul edilmeyince, konferans dağıldı.

II. Abdülhamid Mithat paşadan çekiniyordu ve onu sadrazamlıktan alarak yurtdışına sürdü. Bu sırada Rusya Osmanlı devletine savaş açmayı düşünüyordu ve İngiltere’nin çağrısı üzerine İstanbul’la bir konferans toplanmıştı. Bu konferansta alınan kararlar meclise getirilmişti ve meclis bu kararları kabul etmemiştir. Bunun üzerine Rusya Osmanlı devletine savaş açmış ve Rus orduları Romanya ve Kafkasya üzerinden saldırdılar. Türk orduları savaşlar esnasında başarılı olmuşlardı fakat Ruslar İstanbul önlerine kadar ilerlemişlerdi. Bunun üzerine Osmanlı devleti Rusya’ya barış anlaşması teklifini sundu. Bunun üzerine savaş suçunu mebuslar meclisinde buldu ve süresiz olarak meclise son verdi.

II. Abdülhamid artık iç yönetiminde ve dış politikasıyla kendisi ilgileniyordu. İngiliz donanması Marmara’ya girmiş, Ruslarda karargâhlarını ayastafanos’ta (Yeşilköy) kurmuşlardır. Burada Ruslar ile ayastafanos antlaşması yapıldı. Bu antlaşma ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya tam bağımsızlık verildi. Tuna’dan ege denizine kadar uzanan ve Makedonya’yı içine alan yerlerde özerk Bulgaristan prensliği kurulması, Bosna ve Hersek’te ıslahat yapılması, Ardahan, Kars, Batum ve Doğubayazıt’ın Ruslara bırakılması, ayrıca bu devlete savaş tazminatı ödenmesi kabul ediliyordu.

İngiltere ve Avusturya bu antlaşmaya karşı çıktılar ve yanlarına Almanya’yı da aldılar. Daha sonra erlinde bir konferans düzenleyerek yaklaşık bir ay boyunca görüşmeler sürdü. Daha sonra Berlin antlaşması imzalandı. Antlaşmaya göre; ayastafanos antlaşması önemli maddeleri bırakıldı. Büyük bir Bulgaristan kurulmasından vazgeçildi ve doğu Rumeli ve Makedonya Osmanlıya bırakıldı.  Doğu Rumeli’yi padişahın atadığı Hristiyan bir vali yönetecektir. Bulgaristan prensliği iç işlerinden bağımsız olacak ve Osmanlı devleti yönetiminde bulunacaktı. Doğubayazıt Osmanlı devletine geri verilecekti. Ardahan, Kars, Batum Rusya’da kalacaktı. Avusturya, Bosna ve Hersek’i geçici olarak işgal edecekti. Teselya’nın büyükçe bir bölümü Yunanistan’a verilecekti. Ermenilerin bulunduğu yerlerde ve Girit’te ıslahat yapılacaktı. Osmanlı devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödeyecekti.

II. Abdülhamid, bu antlaşmalardan sonra devleti kendi düşüncesine göre yönetmeye başladı. Dış politikada uysal ve barışçıl bir yol tutarken içeride sert ve acımasız davrandı. Kimseye söz hakkı vermeden ülkeyi baskı altında yürütmeye başladı. Abdülaziz’in intihar etmeyip öldürüldü şüphesi üzerine Mithat paşa ve damatları bu olay üzerine sarayda yapılan özel mahkemelerce yargılandılar ve Osmanlıdan sürüldüler. Mithat paşa 3 yıl ağır şartlarda hapis yaşadı ve padişahın emriyle boğularak öldürüldü.

II. Abdülhamid zamanında Osmanlı imparatorluğu parçalanmaya devam etti. Fransa, ülkesine yakın olan Tarsus’u işgal etti(1881) İngiltere mısırda çıkan bir ayaklanmayı bahane ederek buraya yerleşti(1882)bir süre sonra Bulgaristan prensliği doğu Rumeli’ye katıldığını açıkladı(1885). Yalnız Girit’te Rumların çıkardığı ayaklanmaya yardım eden Yunanistan’a savaş açıldı(1897). Ethem paşa komutasındaki Türk ordusu, başarıl savaşlar yaparak teselya’yı ele geçirdi. Dömeke’de toplanan yunan kuvvetleriyle yapılan savaşı Türk ordusu kazandı. Bu sırada Avrupa devletlerinin araya girmesi yüzünden, kazanılan başarıdan gereği kadar yararlanılamadı. Yapılan antlaşmaya göre, Yunanistan Osmanlı devletine savaş tazminatı verecekti. Girit’te ki askerlerini çekecekti. Padişahta yani II. Abdülhamid adaya bir vali atanmasını kabul edecekti. Bu durum adanın elden çıkması demekti.

Dış politikaya karşı uygulanan başarısızlıklar II. Abdülhamid’i geleceği konusunda kuşkuya düşürüyordu. Abdülaziz döneminde ki gibi yeni Osmanlı hareketleri II. Abdülhamid döneminde de görülmeye başlanmıştı. Bunların isimleri ittihat ve terakki adında derneklerdi. Bu dernek basında ve okulda etkili çalışmalar yapınca, II. Abdülhamid, buraları denetlemeye başladı. Gittikçe şiddetlenen denetim, izleme ve baskı uygulamaya başladı. Bu yüzden güç durumda kalanlar Avrupa’ya gittiler. 2.abdulhamet’e karşı olanlar hakkında haber getirenlere bolca para verildi. Meşrutiyet ve hürriyet yanlısı aydınlar, uzak illere sürüldü veya zindanlara atıldı, basına sansür kondu. Okullarda sıkı bir denetim altına alındı.

II. Abdülhamid döneminde yararlı işlerde yapıldı. Devletin çeşitli yerlerinde yeniden ortaokullar ve liseler(rüştiyeler, idadiler) açıldı. Darülfünun(üniversite) yeniden kuruldu. Mülkiye okulu, maliye okulu, hukuk okulu, ticaret okulu, mülkiye mühendis okulu, baytar okulu ve güzel sanatlar okulu açıldı. Polis teşkilatı batı örneğine uygun olarak teşkilatlandırıldı. Memurlar için emekli sandığı kuruldu. İllerde mali durumun el verdiği ölçüde yollar, köprüler, okul binaları, hükümet konakları yapıldı. Yabancı sermaye Rumeli’de ve Anadolu’da demiryolları yapıldı. Banka şubeleri açıldı. Madenler işletildi.

Savaşlar sonrası II. Abdülhamid döneminde büyük borçlar ve maddi sıkıntılar çekilmeye başlamıştı. Devlet neredeyse borçların faizlerini ödeyemeyecek durumdaydı. Bunun üzerine Avrupa devletleri borçlarını kurtarmak için Genel Borçlar İdaresini kurdu. Anlaşmaya göre bu idare, pul, tütün, içki, tuz, ipek gibi önemli vergi kaynaklarına ve bazı illerin aşar vergisine el koydu. Böylece alacaklarına güven sağladı fakat devletin egemenliği zedelenmiş oldu.

II. Abdülhamid, devleti bütçesiz yönetiyordu. Devlet ödemeleri düzenli değildi. Memurlara yılda 6-7 ay ödeme yapılabiliyordu. Osmanlı devleti dağılıyor ve yıkılmak üzereydi. Aydınların bir kısmı, devleti kurtarmak için dünyada ki Türklerin birleşmesini. Diğer kısmı İslam birliğinin sağlanmasını istiyorlardı. Bu sırada İngiltere ve Rusya, karışıklık içinde bulunan Makedonya’nın Osmanlı devletinden ayrılması konusunda gizli bir antlaşma yaptı.  Bu bölgede devletin en önemli memurları görev yapıyorlardı. Bu durumu öğrenen ittihat ve terakki derneği, Avrupa devletlerinin iç işlerimize karışmasını önlemek için meşrutiyet ilan ettirmeye karar verdi. Cemiyete bağlı subaylar arasında düşünce birliği sağlandı. Niyazi Bey adında genç bir subay manastır çevresinde taburu ile dağa çıktı ve amacının II. Abdülhamid’in hürriyet tanımayan kötü yönetimine son vermek olduğunu açıkladı Binbaşı Enver Bey birliği ile Selanik çevresinde dağa çıktı. İttihat ve terakki derneği de Selanik’te hükümet konağını işgal etti. Bu durumdan çekinen II. Abdülhamid kanuni esasinin uygulanacağını açıklayarak meşrutiyeti ilan etmiş oldu.

İttihat ve terakki derneği mecliste çoğunluk sağlamıştı. Bu cemiyet devlet yönetiminde geniş ölçüde söz sahibi oldu. Çok geçmeden meşrutiyete karşı olanlar askerleri kışkırttılar ve İstanbul’da ayaklanma başladı. 31 Mart olayı denilen bu ayaklanmada genç subaylar, bazı mebus ve gazetecileri öldürdü(1909). Bu durumu öğrenen ittihat ve terakki fırkası direk Selanik’ten İstanbul’a hareket ordusu gönderdi ve kısa bir zamanda ayaklanma bastırıldı. Ayan meclisi ve mebuslar meclisi toplanarak II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesine karar verildi.

İkinci meşrutiyet ilan edilince, Avusturyalılar, yönetimi geçici olarak kendilerine bırakılan Bosna ve Hersek’ten de mebus mebus seçileceğini göz önünde tutarak burayı da kendi ülkelerine kattıklarını açıkladılar. Arkasından Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.

II. Abdülhamid hükümdarlıktan indirildikten sonra Selanik’e gönderildi. Orada 1192 yılına kadar kaldı. Balkan savaşının başlaması üzerine İstanbul’a getirilip Beylerbeyi Sarayı’na yerleştirildi. Burada 1918 yılında öldü.

Makale Kategorileri:
Tarih

Makale Yazarı - Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir